Merkez Bankası 2021 yıl sonu enflasyon tahminini açıkladı

Merkez Bankası 2021 yıl sonu enflasyon tahminini açıkladı

Posted by

Kavcıoğlu, Merkez Bankası İdare Merkezi’nde düzenlenen yılın üçüncü Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından ekonomistlerin ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Başkan Kavcıoğlu, göreve başlamasının ardından gerçekleştirilen ilk yüz yüze toplantı olması nedeniyle bu toplantının kendisi için ayrı bir önem taşıdığını söyledi.

Küresel enflasyondaki artış eğilimlerine rağmen kredilerde ve iç talepteki seyirle beraber enflasyon görünümünde yıl sonuna doğru önemli bir düşüş olacağını ifade eden Kavcıoğlu, kendi tahminlerinin tamamen veri odaklı ve bir bilgi setine dayanarak oluşturulduğunu ifade etti. Kavcıoğlu, “Bu anlamda da yılın son çeyreğinde beklenen enflasyon daha düşerek politika faizi enflasyonun üzerinde kalacaktır. Buna göre bütün planlamamızı yaptık. Sıkı para politikası duruşumuz da bunun gerçekleşmesi noktasında devam edecektir.” diye konuştu.

– “SIKI PARA POLİTİKASI DURUŞUMUZ MEYVELERİNİ VERMEYE BAŞLADI”

Kavcıoğlu, küresel enflasyon gelişmelerinin arz ve talepten kaynaklandığını, bu yaşanan enflasyonun dünyada geçici olduğunu düşündüklerini söyledi. Kavcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye olarak bakınca, biz daha önce enflasyon ve cari işlemler problemi nedeniyle çok önceden başladığımız sıkı para politikası duruşumuzun etkilerini yavaş yavaş görmeye başladık. Yılın son çeyreğinde enflasyonun belirgin şekilde düşüşe geçeceğini düşünüyoruz. Dünyada son çeyrekte biraz daha yükselme eğiliminde. Bizim öncesinde enflasyon ve cari işlemler nedeniyle başlattığımız sıkı para politikası duruşumuz meyvelerini vermeye başladı. Bu duruşumuzu küresel risklere rağmen sürdürmeye devam edeceğiz. Bunu devam ettirirken olumlu gelişmeler de enflasyonun düşeceği noktasında hem de politika faizinin enflasyonun üzerinde kalacağı noktasında ümidimizi artırıyor. Bunun en önemli göstergesi Türkiye’nin son dönemde cari fazla verecek olması, turizmin aşılamanın hızlı ivmesiyle canlanması. Bir önceki yılın, hatta 2019 yılının üzerine çıkacak yaklaşık 20 milyar doların üzerinde turizm geliri bekliyoruz. Bununla beraber ihracatın artarak devam etmesi söz konusu. Bu yıl cari fazla vereceğimizi zaten Para Politikası Kurulu’nda da ifade etmiştik. Aynı beklentimizi devam ettiriyoruz. Yılın son çeyreğinde enflasyon belirgin şeklide düşüşe geçecek ve bu gelişmeler, özellikle cari fazla vermemiz, kur üzerinde önemli etki ederek enflasyonun düşmesine çok büyük katkı sağlamış olacak.”

– “TÜRKİYE, POZİTİF AYRIŞARAK ÖNEMLİ BİR FARK YARATTI”

Enflasyonla mücadelede para politikasının tek başına yeterli olmasının mümkün olmayacağına işaret eden Kavcıoğlu, dolayısıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı ile kararları eş güdümlü olarak aldıklarını belirtti. Kavcıoğlu, Bakanlığın, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde elindeki mali alanı teşvik ve destekler için etkili şekilde kullandığını anımsatarak şunları kaydetti:

“Bu yıla bakınca dönem dönem yine teşvik ve desteklerle esnaf ve diğer kesimler desteklendi. Aşılamanın artmasıyla Türkiye, 3. çeyrekte hem turizmin açılması hem ihracatın çok büyük bir artış kaydetmesi ve iç piyasada sanayinin önemli bir ivme yakalaması dolayısıyla diğer ülkelerle pozitif anlamda ayrışarak önemli bir fark yaratmış durumda. Bu çerçevede bakınca Bakanlığın belirlediği bütçe açığı rakamı şu an için bizim açımızdan sıkıntı yaratmıyor.”

Kavcıoğlu, Kovid-19’un Delta varyantına ilişkin risklerin sorulması üzerine, bu noktada aşılamanın öneminin ortaya çıktığını dile getirdi. Türkiye’nin aşılamada dünyada pozitif ayrışan ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Kavcıoğlu, şunları ifade etti:

“Gelişmiş ülkeler aşılama noktasında önemli mesafe yakalıyorlar. Aşılamanın ilerlemesiyle beraber yeni bir tam kapanmaya ülkelerin gireceğini düşünmüyorum. Bazı ülkelerde kapanmalar devam ediyor ama aşılamanın çok önemli olduğunu görüyoruz. Buradan da Türkiye’de aşılama önemli olduğu halde hala aşılamayla ilgili tereddüdü olan vatandaşların aşı olmalarını önemle rica ediyorum. Vaka sayıları, aşılanma oranı düşük illerde ve ülkelerde daha fazla. İnsanlarımızın bu konuda çok hassas olması lazım. 1,5 senedir herkes çok sıkıntılı günler yaşadı. Bu tecrübelerle de aşılanmayı iyi noktaya getirirsek önümüzdeki dönemde kapanma gibi tehlikenin söz konusu olmadığını düşünüyorum. Hem iç piyasadaki gelişmelerin olumlu olduğunu görüyoruz hem de Avrupa aşılamada önemli mesafe katetti. Bizim de ticaretimizin yoğun olduğu bir bölge. İvme kazanan dış ticaretin aksamadan devam edeceğini ve ekonomide sorun olmayacağını düşünüyorum.”

Kavcıoğlu, Merkez Bankası İdare Merkezi’nde düzenlenen yılın üçüncü Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından ekonomistlerin ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

TCMB’nin tüm olaylarını kurumsal yapılanması içinde düşünmek gerektiğine dikkati çeken Kavcıoğlu, şunları kaydetti:

“Faiz kararları Para Politikası Kurulunun (PPK) tüm veri setleri değerlendirilerek alınan kararlar. Yılın başında para politikasını belirlerken para ve kur politikası metnimizde belirlenen ilkeler doğrultusunda politikalarımızı yürütmeye çalışıyoruz. Faiz oranları Merkez Bankası başkanlarına göre değil, Merkez Bankasının kurumsal yapısı, Türkiye’nin ekonomik, ticari yapısı ve küresel yapı içinde oluşan nedenlere göre Para Politikası Kurulunun aldığı kararlardır.”

– “Rezervlerin güçlendirilmesi için çalışmalarımız var”

TCMB’nin ve ülke ekonomisinin daha güçlü olması amacıyla politika değişikliklerine gidildiğini dile getiren Kavcıoğlu, Türk lirasının değerlenmesi konusunda atılan adımları anlattı.

Kavcıoğlu, rezerv opsiyon mekanizmasını sonlandıracaklarını bayram öncesinde açıkladıklarını anımsatarak, şu açıklamalarda bulundu:

“Türk lirasını daha güçlü haline getirmek ve banka bilançolarını daha Türk lirasına ağırlık veren bilançolar haline getirmek için yeni bir politikamız var. Rezervlerin daha güçlendirilmesi için çalışmalarımız var. Bugün itibarıyla 105 milyar dolar brüt rezervimiz var. Bu konuda dışarıda yapılan eleştirilerin yıpratıcı ve gerçeği yansıtmadığını ifade edeyim. Bunlar ülkemiz açısından, TCMB açısından güçlü göstergelerdir. Özellikle rezervin artırılması, enflasyonun ve faizin düşürülmesinde, ekonomimizin daha güçlü hale gelmesinde önemli görev üstlenecektir.”

Gündemde yeni swap anlaşması olup olmadığının sorulması üzerine Kavcıoğlu, ülkelerle görüşüldüğünü ve yeni anlaşmalar yapıldığında paylaşacaklarını bildirdi.

– “ERKEN UYARI SİSTEMİNE YÖNELİK ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR”

Kavcıoğlu, yıl sonu enflasyonunun beklentileri aşması durumunda politika faizinde değişiklik yapılıp yapılmayacağına ilişkin soruya yönelik şunları kaydetti:

“Hiçbir zaman faiz artırımı ya da düşürümü noktasında bir ifademiz olmadı. Böyle bir şeyin doğru olduğunu da düşünmüyorum. Bütün politikalarımızı enflasyondaki düşüş ivmesine göre belirliyoruz. PPK’de de faizle ilgili kararlarımızı o güne kadar oluşmuş veri setini değerlendirerek alıyoruz. TCMB olarak yılın son çeyreğinde enflasyonda belirgin düşüş bekliyoruz. Faiz oranının da beklenen ve gerçekleşen enflasyon oranının üzerinde oluşacağını her zaman ifade ettik. Bizim enflasyonla mücadelemizde sıkı para politikası ve parasal duruşumuzun devam edeceğini de hedefimize ulaşmada önemli olduğunu ifade etmek istiyorum.”

Erken uyarı sistemine yönelik çalışmalarının devam ettiğini söyleyen Kavcıoğlu, enflasyonla mücadelenin sadece para politikasıyla verilecek bir mücadele olmadığını, gıda enflasyonunda erken uyarı sisteminin oluşturulmasının ve bunun sahada uygulanabilecek şekilde olmasının önemine işaret etti.

Kavcıoğlu, bu kapsamda veri tabanının güncellenmesi konusunda çalışmaların sürdüğünü belirterek, enflasyonla mücadelenin toplumsal mutabakatın sağlanarak verilmesi gerektiğini vurguladı.

– “TÜM KURUMLARIN DESTEK VERMESİ LAZIM”

Son dönemde küresel enflasyonun artmasının Türkiye’de de enflasyonun artışında etkili olduğuna dikkati çeken Kavcıoğlu, şöyle devam etti:

“Enflasyonla ilgili piyasa davranışları bozulmuş durumda. Bunun kontrol edilebilir hale gelmesi için ortak mutabakatın sağlanması lazım. Enflasyon konusunda TCMB yalnız kalmış durumda. Sıkı para politikası duruşumuzdan taviz vermeden enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz ama toplumsal mutabakat anlamında bütün odaların, etkin kurumların aktif olması ve destek vermesi lazım. Çünkü bugün piyasada oluşan fiyatlama, enflasyonu doğru şekilde yansıtmıyor. Bizim çalışmalarımız var, bunları da ileride paylaşacağız. Emtia fiyatlarından, döviz kuru geçişkenliğinden kaynaklandığı söyleniyor ama buna baktığımız zaman hiç ilgili olmayan sektörlerde de fiyat artışlarını görüyoruz. Para politikası konusunda bizi eleştirmeye devam edin, sorun yok ama enflasyonla mücadelemizde bizi desteklemeniz ve diğer bu mücadele içinde olması gereken kurumları da öne çıkarmanızı rica ediyorum. Bunun ülke açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

Kavcıoğlu, enflasyonda daha erken düşüş beklediklerini ancak küresel enflasyon artışından Türkiye’nin de etkilendiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Emtia fiyatlarındaki artışlar, arz kısıtları, tedarik zincirindeki aksamalar, navlun ücretlerindeki artışlar, bunların hepsi Türkiye’nin daha önceden başlattığı sıkı para politikası sonuçlarının gecikmesine neden oldu. Bugün kur uzun süredir dengeli bir şekilde gidiyor. İnşallah olumlu mesajlarla daha da iyi bir noktaya gelecek. Nisan-mayıs ayında kapanma olmasaydı, turizm cari açığa ve kura katkı yapmış olsaydı, belki çok daha önceden enflasyon düşüşe geçecekti. Küresel gelişmeler, bizim daha önceden başlattığımız sıkı para politikası duruşumuzun sonuçlarını biraz geciktirse de önümüzdeki aylardan itibaren enflasyonda belirgin bir düşüşün olacağını ifade ediyoruz.”

– “BU ALGI DOĞRU DEĞİL”

Tüketici ve üretici enflasyonundaki farka ilişkin soru üzerine Kavcıoğlu, ÜFE’nin çok yükselmesinin TÜFE açısından da risk oluşturduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Türkiye’de zaten TÜFE’ye etkisinin şu ana kadar önemli bir kısmını gördük. Yurt içi Üretici Fiyat Endeksinde (Yİ-ÜFE) vergiler hariç satış fiyatı, TÜFE’de ise vergi dahil fiyatlar değerlendiriliyor. Kapsam anlamında da hizmetler tüketici fiyatları içinde. Buradaki gelişmelere baktığınız zaman benzinde artış olduğunda vergiden dolayı üretici fiyatlarında artış söz konusu ama tüketici tarafında büyük yansıması olmuyor. Eşel mobil sisteminde daha da kısıtlı bir yansıma oluyor. Dolayısıyla ‘Üretici fiyatları yüzde 40’a çıktı, tüketici fiyatları da bu noktaya taşınacak.’ gibi bir algı var, bunun doğru olmadığını ifade ediyorum.”

Kavcıoğlu, enflasyon beklentisinin tüketici davranışlarını şekillendirdiğine işaret ederek, toplumsal mutabakatın oluşturulması noktasında fiyatların ani, olduğundan fazla yükseltilmemesi ve bunun iyi bir zeminde konuşulmasının enflasyonun geleceği açısından önemli olduğunu vurguladı.

Enflasyonla mücadelede atılması gereken adımlara ilişkin soru üzerine Kavcıoğlu, Bankanın enflasyonla mücadelede para politikası anlamında gerekli ve yeterli mücadeleyi verdiğini düşündüğünü söyledi.

Bankanın, enflasyonun düşmesi noktasında para politikasının gereklerini son derece önemli ve sıkı şekilde yerine getirdiğini belirten Kavcıoğlu, ancak yılbaşından beri yapılan zamlarla Türk lirasının değer kaybı arasında müthiş bir ayrışma olduğunu, zamların, Türk lirasındaki değer kaybının üzerinde gerçekleştiğini bildirdi.

– “HERKES ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMALI”

Kavcıoğlu, TCMB’nin, para politikasıyla bu sorunu tek başına çözmesinin zor göründüğüne işaret ederek şu ifadeleri kullandı:

“‘Bu konuda yalnız kaldık’ derken, sahada vatandaş, odalar, kurumlar, firmalar anlamında bunun çok net şekilde içselleştirilmesi ve bu konuda herkesin mücadele vermesi gerekiyor. Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı olarak müthiş bir mücadele vermeye çalışıyoruz. Her şeyi serbest piyasa içinde hareket ettirmeye çalışıyoruz. Odalara çok büyük görev düşüyor. Onların enflasyon konusunda biraz daha mücadeleci olmasını, firmaların daha duyarlı daha makul oranlarda zamlar yapmalarını özellikle rica ediyoruz. Yapılan zamlara bakınca ‘falanca zam yaptı ben de yapayım’ şeklinde dönüyor. Bunların kendi içinde dengelenmesi gerekir. Bunun için de mikro düzeyde çalışmalar yaparak, bu işleri hep beraber toplumsal mutabakat şeklinde çözmemiz lazım. Bunun bir yapısal sorun şeklinde algılanarak herkesin üzerine düşeni yapması gerektiği anlamında söylüyorum. Para politikasıyla çözülemeyecek durumda olduğunu ifade etmek istiyorum.”

Erken Uyarı Sistemi’ne ilişkin çalışmaların sürdüğünü ve sistemin oluşturulması konusunda çok yoğun çalıştıklarını dile getiren Kavcıoğlu, bu konuda kamuoyuna daha geniş düzeyde açıklamada bulunacaklarını söyledi.

Süresi dolacak Türk lirası mevduata stopaj indirimi uygulamasının da önemine değinen Kavcıoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanı’mız ile görüştük, umarım olumlu bir şey bekliyoruz oradan. Bakacaklar, çünkü bütçe tarafı var. Stopajın bize önemli fayda sağlayacağını düşünüyoruz. O konuda olumlu adım olursa bizim işimiz kolaylaşır ama olmaması noktasında da enflasyon zaten aşağı geleceği için para politikası anlamında çok büyük sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyoruz. Ama stopajın uzatılması elimizi rahatlatır, daha olumlu piyasaya yansır.”

Kavcıoğlu, faiz kararları üzerinde baskı yaratılıp yaratılmadığına ilişkin soruya da şu yanıtı verdi:

“Bizim üzerimizde küresel anlamda enflasyon, emtia fiyatları ve tedarik zinciri problemleri daha fazla baskı yaratıyor. Biz sorunları çözdüğümüz sürece enflasyon düşecek. Para Politikası Kurulu olarak Kurul öncesi oluşan veri seti, piyasa gelişmeleri ve dünyadaki gelişmelere göre karar alarak uyguluyoruz. Dünyadaki gelişmeler ve küresel gelişmeler, bu kararlarımızı olumlu ya da olumsuz yönde etkiliyor. Bizim tüm beklentimiz, yılın başından beri uyguladığımız politikaları sürdürmek ve hedeflediğimiz noktaya en kısa sürede gelmek.”

Dijital paralarla ilgili çalışmaya değinen Kavcıoğlu, “Eylül ayından sonra açıklamayı yapacağız. Çok yoğun şekilde çalışma sürüyor. Eylül ayında pilot uygulamaya başlayacağız ve onunla ilgili açıklamayı zamanı gelince yapacağız.” dedi.

– “SWAP ANLAŞMALARINDA TARİH YA DA TUTAR SÖZ KONUSU DEĞİL”

Kavcıoğlu, bir başka soru üzerine de swap anlaşmalarının bitişiyle ilgili hedeflenen bir tarih ya da tutarın söz konusu olmadığını ifade etti.

Özellikle ticaret açığı verilen ülkelerle swap anlaşmaları yapmayı önemsediklerini ve bu konudaki çalışmaların yoğun şekilde yürütüldüğünü dile getiren Kavcıoğlu, şunları kaydetti:

“Diğer ülkelerle de swap anlaşmaları için ya da merkez bankalarıyla teknik iş birliğini geliştirmek için görüşmeler ve anlaşmalar yapmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. ‘Şu kadar olursa bitiririz’ gibi bir yaklaşımımız yok ama rezervlerimizin artırılması noktasında swap anlaşmalarının hem de reeskont kredilerinin artırılması ve kullanılması noktasında gayretimiz var ve olacak. Cevherden altın alımına başladık. Orada bir şekilde yine rezervlere katkımız var. Rezervleri artırma noktasında her türlü imkanı kullanmak üzere çalışmalarımız yoğun şekilde devam ediyor. Merkez Bankasının güçlü olması anlamında rezervlerimizi artırma noktasında önemli çalışmalarımız var. Kısa sürede bunun 105 milyar dolara gelmiş olması da bu çalışmalarımızın sonucunu gösteriyor.”

Kavcıoğlu, basın mensuplarıyla sohbeti sırasında da “Nisan ayından bu yana 20 milyar dolar dövizden Türk lirasına dönüş oldu.” dedi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir