Aziz Pavlus Kimdir, Hristiyanlık İçin Neden Önemli?

İslam teolojisine göre Hıristiyanlık, Allah’ın peygamberi Hz. İsa ile gönderilmiş ve daha sonra bozulmuş dinlerden bir tanesidir. Hıristiyan teolojisinde ise İsa, tanrının oğludur ve insanların günahlarını üstüne alarak göklere çıkarılmıştır. Her iki teolojinin ortak noktası ise Hıristiyanların kutsal kitabı Yeni Ahit’in yani İncil’in farklı versiyonları olduğudur. Bu versiyonlardan en önemlisi ise Aziz Pavlus’un mektuplarından oluşmaktadır.

Hristiyan teolojisine göre Aziz Pavlus, Hz. İsa’nın havarilerinden bir tanesi olarak kabul görür. İlk zamanlar herkes gibi onu reddetmiş ancak daha sonra iman etmiş ve bu inancın yayılmasını sağladığı kabul edilir. Hatta öyle ki Hz. İsa kısa bir süre yaşadığı için asıl elçilik görevini onun yaptığı düşünülür. Pavlus için -günümüze kadar gelen düşünceleri nedeniyle- Hıristiyanlığın kitabını yazmıştır diyebiliriz. Aziz Pavlus kimdir gelin yakından bakalım ve hayatı hakkındaki önemli detayları görelim.

Aziz Pavlus kimdir? Yaşadığı dönemde önemli bir Yahudi tüccar:

Kesin olarak bilinmemekle birlikte milattan önce 4 yılında doğduğu düşünülen Aziz Pavlus, Roma İmparatorluğu sınırları içerisinde bulunan Doğu Kilikya’nın Tarsus bölgesine dünyaya gelmiştir. Tarsuslu Pavlus olarak da bilinir. O dönem yine Roma’nın bir eyaleti olan Suriye’nin Şam ve Antakya bölgeleri Pavlus’un hayatında önemli bir role sahip olmuştur.

Pavlus, milattan sonra 40 ve 50’li yıllarda aktif bir Hıristiyan misyoneri olarak görev yapmış ve milattan sonra 62 ya da 64 yılında hayatını kaybetmiştir. Milattan sonra 33 yılında Hz. İsa’ya iman etmeden etmeden önceki gençlik yıllarında tüccarlık yapan bir Yahudi olduğu biliniyor. Ayrıca ailesinin de varlıklı olduğu düşünülüyor. 

Tarihi kayıtlara göre Pavlus, Hıristiyan olmadan önce bir Yahudi mezhebi olan Ferisilerin üyelerinden bir tanesiydi. Ferisilerin en büyük özelliği, kutsal kitaplar dışındaki kaynakları da önemsemeleriydi. Pavlus, mektuplarında da bahsettiği gibi bu dönemde ilk Hıristiyanlara karşı yapılan zulmü desteklemişti. Ancak daha sonra bu kişilerin Yahudi kanunlarına bile uymadığını görünce şüpheye düştüğünü belirtmişti.

Peki dönemin zengin Yahudi’lerinden Pavlus, karşı gelmesine rağmen nasıl Hıristiyan oldu?

Yeni bir din geldiğinde onun önemli ismi haline gelen pek çok kişi gibi Pavlus da öncesinde gelen dine yani Yahudiliğe mensuptu. Mektuplarına göre kendisi uzun bir süre boyunca inancını korumayı sürdürdü. Ta ki Şam’a yaptığı bir seyahate kadar. Mektuplarında anlattığına göre Pavlus, bu yolculuğu sırasında kör edici parlak bir ışık gördü. Gördüğü bu ışık vasıtasıyla “Rab ile konuştuğunu” belirten Pavlus, ondan bir vahiy aldığını söyledi ve “İsa’nın tanrının oğlu” olduğu düşüncesine sahip oldu.

Buradan Arabistan’a geçen, üç yıl sonra Şam’a dönen ve daha sonra İsa’nın havarileriyle tanışmak için Kudüs’e giden Pavlus; bu yolculuk sırasında Hristiyan olmuştu. Bu noktadan sonra kendine bir misyon belirledi, Hıristiyanlığı yaymaya başlayacaktı.

Aziz Pavlus, günümüzdeki en yaygın dinlerden biri olan Hıristiyanlık için neden önemli olarak görülüyor?

Pavlus, Hz. İsa’ya tanrının oğlu olarak iman ediyor, bu yönde misyonerlik faaliyetleri yürütüyordu. İlk olarak Suriye ve Kilikya’da vaazlar verdi. Milattan sonra 30’lu yıllarda başladığı bu faaliyetler sonucunda Anadolu’da ve Avrupa’da kiliseler kuruldu. Yalnızca birkaç on yıllık bir sürede Hıristiyanlığı bu bölgelerde büyük oranda tanıttı.

Benzer dönemlerde ve sonrasında aziz olarak görülen pek çok isim, Yahudilerin Hıristiyanlığa geçmesi konusunda misyonerlik faaliyetlerini sürdürdü. Ancak Pavlus, bu isimlerden farklı olarak Yahudi olmayanların ve putperest olarak nitelendirilenlerin bu dine geçmesi için çalışmaktaydı.

Aziz Pavlus’un Hıristiyanlık dini için önemi aslında yaptığı misyonerlik faaliyetleri değil, geriye bıraktığı mektuplar olarak kabul görüyor. Bugün Yeni Ahit’in 27 bölümünün 13’ü, Aziz Pavlus’un yazdığı mektuplara dayanıyor; hatta 7 tanesinin ona ait olduğuna kesin gözüyle bakılıyor. Yani bu açıdan baktığımız zaman Aziz Pavlus, bugünkü Hıristiyanlığın kitabını yazan kişi oluyor ve Hristiyanlar için İsa’dan sonra en önemli isim olarak kabul görüyor.

Aziz Pavlus’un öncülüğünde kurulan hareket de vardı

Aziz Pavlus, Şam yolculuğu sırasında aldığına inandığı vahiyden sonra kendine Hristiyanlığı yaymayı misyon edindi. Ancak dini yayması gereken asıl kesimin Yahudi olmayanlar olduğunu düşünüyordu. O dönemde Yunanlı olmayanlar için ortak kullanılan bir terim olan barbarları kendisine hedef kitle seçti ve kendisini, bu uluslara ulaşmaya adamış bir elçi olarak tanımladı.

Kaynakları incelediğimiz zaman Aziz Pavlus’un elçi olarak dini yayma amacıyla tam olarak ne yaptığı bilinmiyor. Üstelik kendisi çalışmak zorunda olan biriydi. Çadır yapıp satarak geçimini sağlıyordu. İyi bir konuşmacı olmadığı da sıkça söylenmekteydi. Çadırları deriden yaptığı ve çalıştığı sırada hiç gürültü çıkmadığı için yanına gelen kişilerle konuşarak onları Hıristiyanlığa davet ettiği düşünüldü.

Aziz Pavlus’un misyonerlik yaparkenki en büyük avantajı seyahat edebiliyor olmasıydı. Yanında eşeği ile Anadolu içlerinde ve Avrupa’da yaptığı yolculuklar sırasında kiliseler kuruyor ve daha sonra bu kiliseleri çok sık olmasa da ziyaret edebiliyordu. Bu ziyaretler sırasında insanların sorularını yanıtlayarak inancı güçlendirebiliyordu.

Hıristiyanlığın kitabını yazmasını sağladığı mektuplar ise onun bu dine yaptığı en büyük katkı olarak görülüyor. Çünkü Anadolu’nun bir köşesinde kilise kuruyor ve evine geri dönüyordu. Kilisedekiler merak ettikleri bir konu olunca mektup yazıyor, o da yanıt olarak onlara bir mektup gönderiyordu. Zamanla biriken bu mektuplarla Hristiyanlık inancının bugün inanılan ve bilinen sınırlarının oluştuğu söyleniyor.

Peki Aziz Pavlus nasıl öldü?

Aziz Pavlus’un temel olarak insanlara anlattığı konulardan biri Hz. İsa’nın herkesin gözü önünde çarmıha gerildiği ancak ölmediğiydi. Pavlus’a göre Hz. İsa, “insanların günahlarını yüklenerek göklere çıkarılmıştı” ve daha sonra dirilmişti, günümüzün popüler inancında yer eden görüşüne göre tekrar dirilecekti. Bu inancı yaydı ve “tanrının oğluna inanan herkesin günahlarının affedileceğinden, sonsuza kadar onunla birlikte yaşayacağından” bahsetmişti.

Sonradan resmi din haline gelecek olsa da o dönem Roma İmparatorluğu Hıristiyan olan herkesi zindanlara atıyor, işkence yapıyor ve sonrasında infaz ediyordu. Kesin olmamakla birlikte milattan sonra 64 yılında imparator Nero zamanında Aziz Pavlus’un da bu şekilde yakalandığı ve infaz edildiği düşünülüyor. Farklı hikayeler olsa da genel görüş bu şekilde.

Hıristiyanlığın ikinci elçisi olarak kabul edilen Aziz Pavlus kimdir, neden önemli, nasıl öldü gibi merak edilen soruları yanıtlayarak konu hakkında bilmeniz gereken detaylardan bahsettik. Hıristiyanlık ve onun din adamları konusunda İslam teolojisinin çok daha farklı görüşleri olduğunu ve her türlü inanca saygılı yaklaşmak gerektiğini lütfen unutmayın. 

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.